17 Temmuz, 2018 - Salı
entr

İbadetlerde Devamlılık Esastır

sadi-arslan Londra Din Hizmetleri MüşaviriBize bir ay boyunca misafir olan Ramazan’ı geride bıraktık. Bu ay boyunca güzel hasletler edindik. Bu güzel hasletlerin başında ibadetlerimizde disiplinli olmayı öğrendik. Öyle ki her akşam iftardan sonra teravih namazını kılmak için camilere hücum ettik. Toplu olarak yapılan bu ibadet sayesinde kardeşlerimizle olan muhabbet ve sevgi bağlarımız arttı. Saatlerce aç kalmak suretiyle bir taraftan sabırlı olmayı öğrenirken diğer taraftan bu açlık ve susuzluğumuz bizlere sair zamanlarda ekmek bulamayan insanları hatırlattı. İftar sofralarımızı kardeşlerimizle paylaşarak cömertlik duygularımız zirve yaptı. Şimdi bize bu güzel hasletlerimizi devam ettirmek olacaktır. Zira esas olan ibadetlerin devamlı ve sürekli olmasıdır. Bu gerçeği cenabı Allah şöyle dile getirmektedir; “Sana ölüm gelinceye dek rabbine ibadet et” Hicr-99, Peygamber efendimiz de konu ile ilgili olarak “ Allah katında en sevimli amel az da olsa devamlı olanıdır” buyurmuştur.

Ayeti kerime üzerinde düşündüğümüzde burada bir dinamizmin tavsiye edildiği görülecektir. Zira dimimizde atalet yoktur. Ömrün son dakikasına kadar kulun rabbine ibadet etmesi istenmektedir. Esasen ibadeti geniş manasında aldığımızda kulun yapacağı bütün hayırlı işleri kapsamaktadır. Özellikle dinimizin üzerinde önemle durduğu çalışma, ibadet olarak telakki edilmektedir. Böyle olunca kişi son nefesine kadar çalışıp etrafına faydalı olmanın yollarını aramalıdır. Bunu yapan kişi aynı zamanda ibadet etmiş sayılmaktadır. Hatta hadisi şerifte geçtiği üzere kişi insanlara faydalı oldukça Allah katında da değeri artmaktadır. Bir başka ifadeyle kişinin topluma yararlı insan olması onu Allah katında da değerli kılmaktadır. Bir bakıma Allah’ın rızası kulların rızası ile paralel gitmektedir. Nitekim Peygamber efendimiz Müslümanı tarif ederken onun, diğer insanların elinden ve dilinden emin olduğu kişi diye tarif etmiştir.
Hal böyle iken geride bıraktığımız Ramazan ayında öğrendiğimiz bu güzel hasletleri Ramazan’dan sonra da devam ettirmeli, özellikle disiplinli yaşamaya devam etmeli ve zamanı en iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz. Bir işi bitirince hemen başka bir işe başlanmalıdır. Bu husus Kuran-ı kerimde şöyle geçmektedir; “ o halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul. Ve ancak Rabbine yönel” İnşirah, 7. Üzülerek belirtmek gerekir ki birçok mütedeyyin insan belli bir yaştan sonra artık çalışmanın gerekli olmadığını düşünmektedir. Nasılsa kendisine yetecek bir gelirinin olduğunu, dolayısıyla çalışmasına gerek olmadığını zannedenler oldukça fazladır. Böyle düşünenler çalışmayı sadece ekonomik olarak ele almaktadır. Oysa çalışmak bizatihi ibadet olup, ekonomi boyutu olduğu kadar dini ve sosyal boyutu olan bir olgudur. İhtiyaçla ilgisi olsa bile onun sadece o yönüyle ele alınmamalıdır. Onun sosyal boyutu daha önemlidir. Kişi ihtiyacı olmazsa bile çalışıp gayret etmeli, bunun neticesinde ihtiyacı olan diğer insanlara faydası dokunmalıdır.

Haftaya buluşmak üzere, hayırlı Cumalar.