19 Ekim, 2017 - Perşembe
entr

Kutlu Doğum Programi 2017

Günümüzde dünyamız, özellikle de İslam âlemi tarihin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır. Müslümanlar arasına fitne ve fesat sokulmak istenmekte, İslam dünyası adeta kuşatma altına alınmaya çalışılmaktadır. Hangi yöne bakılsa masum canlara kıyıldığı, mazlumların kanının döküldüğü görülmekledir. İnsanlığın, özellikle de Müslümanların onuru tarihte hiçbir dönemde olmadığı kadar yaralanmaya, akıllara durgunluk verecek bir şekilde kendi elleriyle yok ettirilmeye çalışılmaktadır. Canına kıyılan yüzbinlerin yanında, milyonlarca Müslüman evinden ocağından edilmiş, insanlığın iftihar ettiği tarihin en modern döneminde vatansızlık ve sahipsizlikle yüz yüze bırakılmıştır. Dünyamızda ve özellikle İslam âleminde şahit olunan bu olumsuz tablo karşısında, durumu fırsat olarak gören bir takım gruplar bu güzide dini bir korku kaynağı olarak göstermeye çalışmaktadır. Dolayısıyla Batı’da hakim olan İslam algısı daha da olumsuz hale gelirken Müslümanlar arasında oluşturulmaya çalışılan sorunlar da körüklenmektdir.

Günümüzde Müslüman dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunları tamamen İslam âleminin dışında bir yerlerde aramak ve yaşananların sebebi olarak başkalarını işaret etmek verilecek en kolay cevap olacaktır. Çünkü yaşanan sorunların harici nedenleri olduğu kadar Müslümanların kendi içlerinde, kendi geleneksel ve ahlaki değerlerini ilgilendiren yönleri de vardır. Sorunun bu yönünü tarihin derinliklerine kadar indirmek veya Rasüllullah efendimizin dönemine kadar götürmek faydasız bir çabadır. Aksine Müslümanların kendi içinden kaynaklanan nedenler de yine modern dönemlerdeki işgal ve sömürgeler neticesinde şiddet ve dikta ortamlarında fakirliğe, yoksulluğa, eğitimsizliğe ve cahilliğe mecbur bırakılan yaralı ve öfkeli kimliklerin ortaya çıkardığı bir sonuçtur.
Amansız fitne ve tefrika hastalığı karşısında mücadele eden, ancak Kur’an’da tek bir ümmet olarak nitelendirilen Müslümanlara düşen görev, tarihte karşılaşılan olumsuzluklardan dersler çıkararak eğitimsizlikle, cehaletle, ırkçılıkla, fitne ve bölünmüşlüklerle mücadele etmek, yeniden toparlanma ve bir araya gelebilmenin üzerinde kafa yormak, bunun çarelerini aramaktır. Yani bir olmaktır.
Birlik, yani tevhit İslam dinin en temel dayanağıdır. Dayanağı tevhit olan bir dinin mensuplarında aranacak en temel özellik vahdettir. Vahdet en özet haliyle kardeşlik demektir. Mutlulukla birlikte acıların da paylaşılması, karşılaşılan zorluklarla mücadele ederken duaların paylaşılmasıdır. Dünyada hüküm süren acılarla, akan kan ve gözyaşıyla mücadele edebilmenin yolu dilini, ırkını, ideolojisini, mezhebini, meşrebini, cemaatini grubunu ön plana çıkarmakla değil ancak Kur’an’ımızın bize öğrettiği ve Rasulüllah Efendimizin tavsiye ettiği vahdet ve kardeşlik ilkesiyle, tek ses ve tek yürek olabilmekle mümkündür.
Rahmet Peygamberinin Sevgisiyle ülkemiz ve tüm dünyada idrak edeceğimiz Kutlu Doğum münasebetiyle İngiltere Diyanet Vakfı olarak bir program hazırladık. Programimizin Onur Konugu Diyanet Isleri Baskanimiz Prof. Dr. Mehmet GORMEZ’in de teşrifleriyle programımız 30 Nisan 2017 Pazar Saat 13:30 Walthamstow Town Hall London E17 4JF adresinde gerçekleşecek. “İnsanlığı yüceltmek, insanlığı diriltmek ve insanlığı yaşatmak için gelin birlik olalım!” çağrısıyla başta ülkemiz olmak üzere bütün Müslümanların vahdetine, birliğine, dirliğine ve huzuruna vesile olmasını diliyor, daha sonraki yıllarda daha birlik ve geniş katılımla gerçekleştirmek istediğimiz programımıza tüm kardeşlerimizi davet ediyoruz.

 

Kutlu Dogum - 2017

Kutlu Dogum – 2017