15 Aralık, 2018 - Cumartesi
entr

Oruç ve Güzel Ahlak

sadi-arslanİnsanoğlu sosyal bir varlıktır. Yalnız başına yaşaması nerdeyse imkânsızdır. Toplum içinde yaşayan insanın diğer insanlarla olan ilişkilerini belirleyen önemli kurullardan biri de ahlak kurallarıdır. Ahlak; Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kurallardan oluşan huylardır. Güzel ahlak; nefsin isteklerine karşı gelip küfür, yalan, alay etme, gıybet etme, koğuculuk yapma, riya, cimrilik gibi hasletlerden uzak durmaktır. Kişinin beraber yaşadığı insanlarla uyumlu olması onlarla iyi geçinmesi, güzel ahlak için vazgeçilmez şartlardandır. İyi insan olmanın bir şartı da kişinin beraber yaşadığı ve sosyal hayatını paylaştığı diğer insanlarla olan ilişkileri ve bu ilişkiler sayesinde onların beğenisini kazanmasıdır.

Dinimizin önem verdiği hususlardan biri de şüphesiz güzel ahlaktır. O kadar ki Cenabı Allah Peygamberimiz için “şüphesiz sen güzel ahlak üzerindesin” Kalem, 4 buyurmuş, peygamber efendimiz de gönderiliş amacını belirtirken; “Şüphesiz ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmak suretiyle konunun ehemmiyetine vurgu yapmıştır. Bunu sadece söylemekle kalmayıp aynı zamanda hayatında da tatbik etmiş ve bu sayede bütün insanlığa örnek olmuştur. Cenabı Allah Kur’an-ı kerimde peygamber efendimizin bu güzel ahlakına vurgu yaparak şöyle buyurmuştur; “Andolsun ki, Rasûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” Ahzap, 21. Onun bu örnekliğini hayatın her alanında görmek mümkündür.

Oruç ve güzel ahlak ilişkisine gelince; oruç sahibini kötü söz ve davranışlardan muhafaza etmektedir. Nitekim Cenab Allah’ın “Âdemoğlunun her ibadeti kendisi içindir. Ancak oruç benim içindir onun mükâfatını ben vereceğim” buyurmuş, devamında da orucun kalkan olduğunu belirterek bu günde kötü söz söylenmemesi tavsiye edilmiş ve eğer başkası oruçluya sataşır kavga etmek isterse bu durumda oruçlunun karşılık vermeyip “ben oruçluyum” demesi istenmiştir. Böylece kişi bir ay boyunca eline ve diline sahip çıkarak kavga, gıybet, dedikodu ve benzeri hoş görülmeyen davranışlardan uzaklaşır. Çektiği açlık ve susuzluk sayesinde ise fakir ve yoksulları hatırlama fırsatını bulur. Onlara karşı merhamet duygusu gelişir. Bencillik ve cimrilik gibi kötü duygulardan sıyrılıp bunların yerine cömertlik ve diğerkâmlık duygusu ağır basar.

Günümüz toplumunda dünyevileşme ve egoizm alabildiğince yaygınlaşmıştır. Başkasını düşünme hatta onların derdini dert edinme hasletleri zayıflamıştır. Oysa mensup olduğumuz dinimiz İslam “îsar’ı” yani diğer insanları kendi nefsine tercih etmeği emretmekte ve bunu başarabilenleri övmektedir. Bu hususta başta devrisaadet olmak üzere İslam tarihinin her döneminde konu ile ilgili sayısız örnekler mevcuttur. Ramazan iftarlarında misafir olmadığı zaman üzülüp acaba ne suç işledim de Rabbim bana misafir göndermedi ve iftarımı misafirsiz açıyorum diyerek üzülen ecdadın sayısı az değildir. Ezanı beklerken kapı önünde durup ola ki bir misafir denk gelir iftarımı misafirsiz açmayayım diyen atalarımızı bu vesile ile yâd edelim. Bu güzel hasletlerin günümüze de gelmesi zor olmasa gerek. Oruç sayesinde bir ay boyunca edindiğimiz bu güzel hasletler Ramazan’dan sonra da devam edecek bu sayede yukarıda sözü edilen güzel ahlak sahibi olmayı başaracağız.

Haftaya buluşmak üzere, hayırlı Cumalar.