|
III. Din Şûrasının Ardından
(Olay Gazetesi, 1 Ekim 2004 Cuma)
Diyanet
İşleri Başkanlığı tarafından 20-24 Eylül
2004 tarihlerinde Ankara’da "III. Din
Şûrası" adıyla geniş katılımlı
uluslararası bir toplantı
gerçekleştirildi. Toplantıda Avrupa’da
yaşayan Türklere yönelik sunulan din
hizmetlerinin mevcut durumu ile geleceği
tartışıldı ve sonunda 37 maddelik önemli
ve ilginç kararlar alındı. Müzakereci
olarak katılma şansı bulduğum bu
toplantı, Avrupa Birliği sürecinde
Diyanet'in kurumsal düzeyde dini
sorunlara sahip çıkma anlayışının ve
değişen ve gelişen dünya konjoktüründe
yurt dışında yürüttüğü din eksenli
hizmetlerinin geleceğini tesadüfler
yerine belli bir stratejiye dayandırma
düşüncesinin sonucu olarak
gerçekleşmiştir.
Şûra sonuç bildirgesinde; insanın
hayatına son vermeyi bütün insanlığa
karşı işlenmiş bir suç olarak gören,
fitne ve fesadın ortadan kaldırılmasını
hedefleyen İslâm’ın, şiddete mesnet ve
konu kılınmasının kabul edilemez olduğu,
bu yüce dinin en aziz bildiği
çocukların, yaşlıların ve ailelerin;
mesken ve ibadethanelerin, eğitim
kurumlarının, dini tarihi ve kültürel
mirasın şiddetin hedefi kılınması bir
kez daha lanetlenmiştir.
Bildirgede insanlığın gündeminde
cinsiyet, sınıf ve ırk ayırımcılığı,
gelir dağılımındaki adaletsizlik, ahlaki
yozlaşma, suç oranlarındaki artış,
kültürel asimilasyon gibi daha pek çok
sorunların varlığına atıfta bulunularak,
bu sorunların aşılmasında dini ve ahlaki
değerlerin önemli rol oynadığı, laik ve
demokratik yapısıyla Türkiye’nin,
evrensel boyutta insanlığı tehdit eden
bu sorunların çözülmesine katkıda
bulunacak bilgi, deneyim ve birikime
sahip olduğu gerçeği dile getirilmiştir.
Ayrıca; yurtdışında yaşayan vatandaş ve
soydaşlarımızın, bulundukları toplumlara
özgün kimlikleriyle uyum
sağlayabilmeleri için onlara yönelik bir
eğitim ve kültür politikasının
geliştirilmesi ihtiyacına işaret
edilmiştir.
Şûranın en dikkati çeken vurgusu,
Avrupa’da başlangıçta kendi kültürel
temellerine uygun birt yaşam arzusunun
doğurduğu din hizmetinin, sosyalleşme
süreçlerini tamamen çok kültürlü ve çok
dinli kültür evreninde gerçekleştiren
üçüncü kuşak neslin fiili durumunu da
nazarı dikkate alması gerektiğine
ilişkindi. Bir başka önemli vurgu da,
kadınların karşılaştıkları dinî
problemlerin çözümünde kadın
perspektifinin daha etkin kılınması için
gerekli düzenlemeler yapılmasına dair
çağrıydı. Avrupadaki Türk nüfüsun
yarısının kadın olduğu ve mevcut din
kültürünün erkek egemen yapısı dikkate
alındığında, bu çağrının ne kadar
anlamlı olduğu kendiliğinden ortaya
çıkmaktadır. Burada kararların tamamına
atıfta bulunma imkanımız yok maalesef.
Dileyenler kararları diyanet.gov.tr
adresinden elde edebililer.
Son olarak şunlar söylenebilir. Avrupa
Birliği sürecinde hiçbir şey eskiden
olduğu gibi kalamayacak gibi gözüküyor.
Bu süreçte bütün kurumlar kendi
durumlarını yeniden gözden geçirme
ihtiyacını hissedeceklerdir. Bu Şûra
toplantısı, Diyanet İşleri Başkanlığının
bu çerçevede öncül adımlar attığının bir
göstergesidir. Her konuda olduğu gibi,
Avrupa din hizmetleri konusunda da,
Diyanetin sorunları önceden gözlemleme,
kestirme ve önlem alma gibi son derece
çağdaş bir anlayış çizgisinde olduğu
Şûra vesilesiyle bir kez ortaya
çıkmıştır. |