.::. Yazı ve Makaleler ::. Yaşar ÇOLAK

 
 

Din-Bilim İlişkisi

(Olay Gazetesi, 7 Temmuz 2004 Cuma)

İnsanın yeryüzünde mutlu ve huzurlu bir yaşam sürebilmesi için, hem dini değerlere hem de bilimsel faaliyetlere ihtiyacı vardır. Din ile bilimi birbirinin karşıtı olarak göstermek, birinin olduğu yerde diğerinin olamayacağını ileri sürmek doğru değildir. Bu tür yaklaşımlar din ile bilimin mahiyetini anlamamaktan kaynaklanmaktadır.
İslam inanç ilkelerine göre din; Yüce Allah ile olan ilişkilerimizi düzenleyen, ayrıca hangi eylemlerimizin iyi hangilerinin kötü, neleri yapıp neleri yapmamamız gerektiğini haber veren, sevap ile günahın, helal ile haramın bilgisini sunan değerler sistemidir. Buna göre dinin amacı, insanın Aşkın Varlık’la münasebetini tesis ederek gerçek anlamda mutluluğa ermesini sağlamaktır.
Bilim ise, tabiî varlıkların ve olayların izahı ile meşgul olmakta, bunların işleyişini anlamakta insana katkıda bulunmaktadır. Eylemlerinden sorumlu tek varlık olarak yaratılan insan, etrafında olup bitenlere karşı ilgisiz kalamayacağına göre, onun bilime karşı olumsuz bir tavır içinde olması düşünülemez. Kur’an-ı Kerim insanoğlunun dikkatini Allah’ın varlığının delilleri olarak takdim ettiği evrene yöneltmekte, bir takım ilginç doğa hadiselerini zikrederek bunlar üzerine düşünmeye, bir anlamda bilimsel faaliyette bulunmaya davet etmektedir. Kur’an’da evrenin keşfedilebilir ve anlaşılabilir bir düzen ve ölçü içinde yaratıldığının belirtilmesi (Kamer, 49), insana bilimsel bir ufuk kazandırmaktadır. “Her ilim sahibinin üstünde bir bilen vardır” (Yusuf, 76) ayeti de bilginin sonsuzluğu fikrini telkin etmektedir.
İslam insanlara, evrenin işleyişindeki kanun ve ölçüleri akıllarını kullanarak keşfetmeyi, böylelikle Allah’ın kudret yüceliğini gözler önüne sermeyi ahlaki bir ödev olarak yüklemektedir. Nitekim bu sorumluluğun yerine getirildiği dönemlerde müslüman toplumların içinde İbn Sina, İbn Rüşt, Farabi, İbn miskeveyh, Biruni, Ali Kuşcu, Nasruddin Tusi, Ebu Bekir er-Razi, Cabir İbn Hayyan ve daha yüzlerce bilgin çıkabilmiştir. Bu bakımdan İslamı bilimde veya diğer alanlarda geri kalmışlığın sebebi olarak göstermek büyük haksızlık olur. Her an yeni bir oluş içinde bulunduğunu belirten ilahi iradenin, ilerlemeye ve bilimsel çalışmaları olumsuz addetmesi mümkün değildir. İslam sadece bilimsel falliyetlerde insani ve ahlaki değerlerin göz önünde tutulması gerektiği uyarısında bulunmaktadır. Zira ahlaki değerleri göz ardı eden bilimin sonuçları zaman zaman insanlığa yarar yerine zarar da verebilmektedir. Dünya bunun çok çeşitli örneklerine tanık olmuştur, olmaya da devam etmektedir.

 

http://www.diyanet.org.uk  2006 © Tüm kullanım hakları saklıdır.
Vakfımız İngiliz Vakıflar İdaresine kayıtlı kamu yararına faaliyet gösteren bir kuruluştur. Kayıt numarası: 1086377

de ²¡