|
Müslüman’da bulunması
gereken bazı hasletler
(Olay Gazetesi, 29 Nisan 2005 Cuma)
Değerli okurlarım, bu haftaki yazımızda
bir Müslüman’ın taşıması gereken bazı
özelliklere dikkatinizi çekmek
istiyoruz.
1. Müslüman sözüne dikkat eder: İnsanı
insan yapan ve öteki canlılardan ayırt
eden özelliklerin başında konuşma
yeteneği gelmektedir. Yüce Allah insanın
dışında hiçbir varlığa bu özelliği ihsan
etmemiştir. Böylesine kıymetli bir
yetenekle donatılan insana elbette bazı
sorumluluklar düşmektedir. Bu çerçevede
insan konuşurken her zaman gerçeği
söylemeli, yumuşak, tatlı, güzel ve
tesirli sözler sarf etmeli, sözün
hafifinden, keminden, acı ve çirkininden
kaçınmalı, zan ile hüküm vermekten,
yersiz ve zamansız konuşmaktan,
bilmediği meselelerde görüş açıklamaktan
kaçınmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de “Güzel
söz, kökü yerin derinliklerinde sabit,
dalları ise göğe doğru yükselmiş bir
ağaç gibidir ki, Rabbinin izniyle o her
zaman meyvesini verir” (İbrahim, 24)
buyurulmaktadır. İnsanların söz söyleme
hakkını ve özgürlüğünü elinden almak ne
kadar yanlış ise, insanın bu hakkını
yerli yerinde kullanmaması da o kadar
yanlış bir davranıştır. Hz.
Peygamberimiz, “Allah’a ve Ahiret gününe
inanan ya hayır söylesin ya da sükut
eylesin” (Buhari, Edep, 31)
buyurmaktadır.
Atalarımız “kılıç yaralı onulur, ancak
dil yarası onulmaz, tatlı dil yılanı
deliğinden, kötü söz ise insanı yoldan
çıkarır” diyerek söz söylemenin ne kadar
sorumluluk gerektirdiğini ortaya
koymuşlardır.
2. Müslüman söz dinler ve sözün en
güzeline uyar: Kur’an ve sünnette
belirtilen Müslümanlar2ın güzel
niteliklerinden biri de söz
dinlemeleridir. Cenab-ı Hak, Zümer
Suresinin 18’inci ayetinde bu hususu
şöylece dile getirmektedir: “Sözü
dinleyip de onun en güzeline uyanlar var
ya, işte onlar Allah’ın hidayete
erdirdiği kimselerdir. Onlar akıl
sahiplerinin ta kendileridir”. Buna göre
Müslümanlar söz dinleme melekesini
zayıflatacak her türlü tutum ve
davranıştan uzak durmalı, duyduklarını
önce dinleyip anlamaya çalışmalıdır.
İnsanın söz dinleme duyarlılığını
olumsuz yönde etkileyen, onun başarıya,
doğruya güzele, aydınlığa ulaşmasını
engelleyen pek çok sebep bulunmaktadır.
Bunların başında ideolojik şartlanmalar,
katı önyargılar, aşırı duygusallıklar,
nefsin bütün arzularına boyun eğmek gibi
sebepler gelmektedir. İnsanın söz
dinleme duyarlığını yitirmesi onu kendi
doğrularını mutlaklaştırma ve
başkalarına dayatma noktasına taşır ki,
bu durum toplumsal huzur ve sükunun
bozulmasına sebebiyet verebilir. Bunun
içindir ki insanın bu melekesini
koruması hayati önem arz etmektedir.
Müslümanlar Kur’an’ın ifadesiyle
sözlerin en güzeli olan Allah’ın ilahi
kelamına kulak vermeli, onun iç ve dış
dünyamızı aydınlatan öğüt ve
öğretilerine kulak vermelidir.
3. Müslüman yalan habere itibar etmez:
Kutlu haberciler silsilesinin son
halkası Hz. Peygamberin haber verdiği
ilahi hakikatlere kulak vermek, onları
anlamak ve uygulamak dünya ve ahiret
mutluluğuna erişmek için şarttır. Hz.
Peygamberin çağrısının en başında ise,
müslümanların daima doğru ve dürüst
olmaları, yalandan ve yalancılıktan uzak
durmaları gelmektedir. Buna göre; olgun
bir Müslüman her zaman, gerçeği ve
doğruyu söylemeli, hakka tanıklık
etmeli, gerçeği ters yüz etme, abartma,
muhatabını yanıltma, iftira ve bühtandan
da kesinlikle uzak durmalıdır.
Hucurat Suresi’nin 6’ıncı ayetinde,
işitilen her habere itibar edilmemesi,
haberin ve haber verenin mutlaka
araştırılması, böylelikle fert ve
topluma zarar verici davranışlardan
kaçınılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Yalan yanlış haber vermek veya gerçek
dışı beyanda bulunmak ne kadar veballi
bir davranış ise, duyduğumuz haberlerin
doğru olup olmadığını araştırmadan,
hepsini doğru kabul ederek üzerine hüküm
bina etmek de, dini ve ahlaki açıdan o
kadar veballi bir davranıştır. İsra
Sûresi’nin 36’ıncı Ayet-i Kerimesinde;
insanın, gözünün, kulağının ve kalbinin
her türlü tasarrufundan sorumlu
tutulacağı çok açık bir şekilde dile
getirilmektedir. Peygamber Efendimiz de
“kişiye yalan olarak her duyduğunu
söylemesi yeter” (Müslim, 1/10)
buyurmuşlardır.
4.Müslüman işini en mükemmel şekilde
yapar: Müslüman her bakımdan en kamil
varlık olan Yüce yaratıcıya yönelen ve
ona teslim olan insan demektir. Başka
bir deyişle, Müslümanlık, mükemmelliğe
doğru bir yöneliştir. En güzel olana, en
kudretli olana, en merhametli olana, en
adil olana inanan ve teslim olan insan
beşeri sınırlar içinde bu sıfatlara
sahip olmak için sürekli bir arayışın
içinde olacaktır. Dolayısıyla yaptığı
işi en mükemmel yapmaya gayret
edecektir. Bunu dindarlığının bir
göstergesi olarak mütalaa edecektir.
İşini iyi yapmayan, sorumsuzluk yapmış,
dolayısıyla dindarlığına zarar vermiş
olur.
Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i
şeriflerinde “Allah sizden birinizin
yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve
iyi yapmasından hoşnut olur” (Beyhaki,
Şu’abu’l-İman, 4/334) buyurmaktad |