.::. Yazı ve Makaleler ::. Yaşar ÇOLAK

 
 

Ölümlü Hayat

(Olay Gazetesi 25 Mart 2005 Cuma) 

İnsanoğlunun dünyaya gelişi ile birlikte asla kaçınamayacağı gerçek ölümdür. “Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!” der, Kur’an-ı Kerim. Tam olarak farkına varmasak dai ölüm hayatımızın en yalın ve en gerçekçi yanını temsil etmektedir. Nasıl ki hayat Yüce Allah’ın bir ihsanı ise, ölüm de O’nun bir fermanıdır. İnancımıza göre ebediyen baki kalacak olan sadece Yüce Allah’tır. Kur’an’da yer alan “O, Allah ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı” ifadesi, ölüm ve hayatın sınav sırrını ifşa etmekte, ölümlü hayat gerçeği ile karşı karşıya olduğumuza dikkati çekmektedir. İnancımıza göre ölümle hayat sona ermeyecek, sadece mahiyet değiştirecek, insan iyi ya da kötü eylemlerinin karşılığını ahiret dediğimiz ölüm sonrası hayatta görecektir. Ölüm sonrası hayata hazırlık, Allah’a bağlanmak, Allah’ın yaratıklarını sevmek, her çeşit haksızlıktan, arsızlıktan, yalandan, iftiradan, iki yüzlülükten, fitneden, fesattan, kalp kırmaktan, cana, mala, namusa tecavüzden sakınmakla mümkündür. Yüce yaratıcı ile gönül ilişkisini sağlam tutanlar için ölüm korkulacak bir şey değil, Mevlana’nın ifadesiyle bir vuslat, kavuşma ve buluşma anıdır.

İslam dini, insanın hayatta olanına da vefat edenine de saygılı olmayı öğütlemiş, sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya bünyesinde geniş yer vermiştir. Hastaları ziyaret ederek onlara Allah’tan şifa, sıhhat ve afiyet dilemek, sabır ve tahammül tavsiye etmek, dünya hayatını terk etmek üzere olanları kıbleye çevirmek, şehadet telkininde bulunmak ve Kur’an okumak gibi bazı hizmetlerde bulunmak, vefat hadisesi vuku bulunca ölüyü yıkamak, kefenlemek, namazını kılmak, kabre kadar taşımak, defnetmek ve ölü için dua etmek de İslam’ın Müslümanlara yüklediği görevler arasındadır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar’ın birbirleri üzerindeki (asgari) hakları; karşılaştığında selam vermek, hastalandığında ziyaret etmek, nasihat istediğinde tavsiye ve önerilerde bulunmak, meşru davetine icabet etmek, vefatı halinde de cenazesine iştirak edip kabre kadar götürmek, ve defni sırasında hazır bulunmaktır”. Ölen bir Müslüman’ın, İslamî ölçülere göre yıkanıp, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması Müslümanlar üzerine kuvvetli toplumsal-dinî (farz-ı kifaye) bir vecibedir.

Üzüntüler paylaşıldıkça azaldığı için yakınlarını, eşini veya bir dostunu kaybeden kişiler bu kederli anlarında üzüntülerinin paylaşılmasını arzu ederler. Bu doğal ihtiyaç sebebiyledir ki dinimiz İslam, Müslüman’ın Müslüman kardeşine yönelik böylesi bir hayati yardımı teşvik eder ve bunu aşkın varlık yüce yaratıcının rızasına ulaşmada çok önemli bir vasıta olarak görür.

Bu hayati yardımın gurbet ortamında ne kadar daha önemli olduğunu biliyoruz. Çünkü gurbet ortamında yaşamak ta zor ölmek de. Cenaze kaldırmak daha zor. Onun için yukarıda işaret ettiğimiz toplumsal dini görevlerimiz konusunda insanımızın bilincinin canlı tutulması önem arz ediyor.

İnsanımız doğduğu ülkeyle olan gönül bağı çok kuvvetli olduğu için yaşarken dönemese de en azından cansız bedeninin orada toprağa girmesini arzu ediyor. En azından birinci ve bir derece kadar da ikinci nesil göçmen kuşak için bu böyle. Ancak bir cenazenin İngiltere’den Türkiye’ye veya yavru vatana intikali kolay bir iş değildir. Resmi makamlardaki işlemlerin tamamlanması, nakil vasıtalarının ayarlanması, dini vecibelerin ifası gibi bir dizi iş ve işlemin tamamlanması gerekiyor. Tabiatıyla cenaze yakınlarının bu acılı anda bütün bu işlerle uğraşmak zorunda kalmaları acılarını, sıkıntılarını ve külfetlerini kat kat artırıyor.

Topluma hayri hizmetlerde bulunmak üzere ortaya çıkmış bu alanda bir hizmet başlatmanın, yani yukarıda sayılan işleri cenaze sahibi adına yapmak üzere bir kurumsallaşmaya gitmenin yararlı olacağı kanaatine vardık ve İngiltere Türk Diyanet Vakfı çatısı altında Türkiye Diyanet Vakfıyla işbirliği ile bir çalışma başlattık. Bu bağlamda Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde son 15 yıldır son derece verimli olarak çalışan ve yüz binlerce ailenin üye olduğu CENAZE HİZMETLERİ YARDIMLAŞMA FONU’nu kurarak hizmete soktuk. Fonun amacı İngiltere’de ikamet eden üye vatandaşlarımızın; acılı günlerinde yanlarında olmak, sıkıntılarını gidermek, cenazelerinin vefat mahallinden alınmasını sağlamak, İslami kurallara göre teçhiz ve tekfin işlemlerini yerine getirmek, ilgili makamlardan her türlü resmi işlemlerini yapmak, bir yakınının refakatinde Türkiye veya Kıbrıs’ta gideceği yere kadar nakletmek, İngiltere’de defnedileceklerin teçhiz, tekfin ve defin işlemlerini yapmaktır. Vatandaş ve soydaşlarımız giriş katkı payı ve yıllık ödeyecekleri çok düşük miktarlardaki aidatlarla söz konusu fona üye olabilecekleri gibi eşleri ve 18 yaşından küçük çocuklarını da fondan yararlandırabileceklerdir. Başvuru formları İngiltere Türk Diyanet Vakfı, “149 Granville Road N 22 5LS Wood Green London” adresinden temin edilebilir veya 020 8889 5721 ve 0 779 505 45 17 numaralı telefonlardan bilgi alınabilir.
     

 

http://www.diyanet.org.uk  2006 © Tüm kullanım hakları saklıdır.
Vakfımız İngiliz Vakıflar İdaresine kayıtlı kamu yararına faaliyet gösteren bir kuruluştur. Kayıt numarası: 1086377

/www.mÉjm