|
İslam’ı Temsil Sorumluluğu
(Olay Gazetesi, 13 Haziran 2004 Cuma)
Geçen haftaki gazeteyi elime aldığımda,
barış ve mutluluk yolu olan İslamın
hayatımıza kattığı ince ve derin
güzellikleri konu ettiğim köşe yazımın
yan sütunlarına bütün dünyaya müslüman
din adamı (muslim cleric) diye lanse
edilen Ebu Hamza’nın Londra’da
tutuklanışına ilişkin bir haberin
konduğunu gördüm. Haber bildikti.
İşlediği ileri sürülen pek çok suçtan
dolayı imam göz altına alınmıştı.
Hakkında gerekli işlemler yapılacaktı.
Burada bizim dikkatimizi çeken husus,
haber için kullanılan ve okuyucular
üzerinde son derecede olumsuz etkiler
bırakabilecek Ebu Hamza’nın
fotoğrafıydı. Fotoğraf, siyah sarıklı,
kalın abalı, öfkeli bakışlı, kapalı,
karanlık, uzlaşmaz bir insan imajı
çiziyordu. Bu haliyle son derece
iticiydi. Buna benzer şekilde, Ebu
Hamza’nın Allah’a ibadeti adeta protest
bir eyleme dönüştüren sokakta namaz
kıldırışı ile eli kancalı görüntüleri de
yayınlanmıştı geçen haftaki İngiliz
medyasında. Hemen belirtelim, bizi
resmin gazetede nerede yayınlandığı
değil, İslamı temsil durumunda
gösterilen kişinin fotoğraf veya diğer
görüntülerinin zihinlere kazığı imaj
ilgilendirmekteydi. Acaba bu resme
bakanlar hemen yanıbaşındaki İslamın
umumi bir rahmet, insanın ruhsal yönü ve
fizik dünyasını aydınlatan bir ışık
olduğununa dair yazımızı okurlar mıydı?
Okusalar da dile getirilen görüşlere
katılırlar mıydı?
İslamı hakkıyla tanıyanlar için bu tür
resimlerin derin yıkıcı etkisi olmaz
belki, ama İslamın henüz periferisinde
olanlar veya dışında kalanlar için
durumun hiç de öyle olmadığını
düşünüyorum. Bu tür resimlerin kişiler
üzerinde İslam veya müslümanlar hakkında
son derece olumsuz etkiler bırakacağını
tahmin etmek zor değil. İmaj çağında
yaşıyoruz. Sayfalarca yazıyla
oluşturulamayan bir imaj artık bir
karelik resimle veya görüntüyle bilinç
altına yerleştirilebilmektedir. İmaj
dediğimiz şey ise, bir şeyin insanlar
tarafından algılanma biçimidir.
Yani bir şeyin ne olduğundan ziyade
nasıl göründüğüdür. İslam ile insanları
buluşturma eylemi olan tebliğ
faaliyetinde İslamın ne olduğu kadar,
nasıl görüntülendiği, başkalarına nasıl
sunulduğu önemlidir. Hele hele geniş
halk kitleleri açısından bu önem daha
artmaktadır. Zira insanlar çoğu zaman
gerçekleri araştırma zahmetie
katlanmayıp imajların kurbanı oluyorlar.
Kuşku yok ki Batı’da İslam imajının
çarpıtılmasında yürütülen bilinçli
kampanyaların önemli payı vardır.
Ancak bu çarpıklığın oluşmasına
müslümanların da çok katkılar yaptığını
dürüstçe kabul etmemiz gerekiyor.
Başkalarının yıkıcılığına konsantre
olmak yerine, öncelikle kendimize
bakmalı, Müslümanlığın gerilik sebebi,
huzursuzluk kaynağı, uzlaşmaz, cana
kıymayı teşvik eden, sevgisiz bir imaj
ile eşleştirilmesine fırsat verecek her
türlü söz ve eylemden kaçınmalıyız.
Sevgi, barış, hoşgörü, adalet, hürriyet,
eşitlik, doğruluk, iyiylik, yardımlaşma,
haya, kanaat, güzel söz söyleme, doğru
söze uyma gibi dinimizin kurucu
kavramlarını yaşamımızın merkezine
alarak her zaman güler yüzlü bir İslam
imajı çizmeliyiz. Bu bir sorumluluktur.
Kimliğimizin önemli bir parçasını teşkil
eden İslamın Batı toplumlarında düzgün
imajının oluşmasına Türk müslümanlarının
yapacağı hayati katkılar bulunmaktadır. |