|
Yeni bir eğitim yılına başlarken
(Olay Gazetesi, 2 Eylül 2004 Cuma)
Merhaba sevgili okuyucular!
Yeni bir eğitim ve öğretim yılına girmek
üzereyiz.
Haftaya çocuklarımız okullarına
başlayacaklar. Bir çoğumuza göre
çocuklarımızı okula göndermek rutin bir
iştir.
Kimilerine göre de bu eylem, bir
ritüeldir. Bu bakış açısına göre
çocukları okula göndermek, onları ilim
ve irfan ışığına doğru yönelen kutsal
bir yolculuğa çıkarmaktır. Bu yolculuğun
esas gayesi çocukları Yüce yaratıcının
iradesine uygun özgür bir yaşama
hazırlamaktır.
Dünyaya gelmelerine vesile olduğumuz
çocuklarımızı hayata hazırlamak, bizim
için kaçınamayacağımız bir sorumluluktır.
Bu sorumluluğun ifası ibadet değeri
taşıdığı gibi, ihmali de ağır vebali
gerektirir. Toplumun sırtına yük teşkil
edecek eğitimsiz ve hazırlıksız
çocukların vebali, öncelikli olarak ana
babalarındır.
Bu ihmal aynı zamanda bir insan hakkı
ihlalidir. Gerekli eğitimden mahrum
bırakılan çocuklarımız için hayat,
taşınması gereken bir ağırlığa
dönüşecektir. Masum ve tertemiz bir
şekilde dünyaya gelen çocuklarımız bu
külfeti hak etmemektedirler. Şu halde
onların haklarını ihlal etmek
istemiyorsak, eğitimlerine gerekli önemi
vermemiz, bu uğurda kaldırabileceğimiz
hiç bir masraftan kaçınmamak gerekir.
Kutsal kitabımızda, bir insana hayat
vermek bütün insanlığı kurtamak gibidir
mealinde bir ayet bulunmaktadır. Bir
insana hayat vermenin anlamı, öncelikle
insanı hayata daha geniş pencerelerden
bakabilme yetisiyle donatmaktır. Çünkü
insanın hayata bakış pencereleri ne
kadar geniş olursa, hayata vukufiyeti o
kadar derin olur.
Hz. Peygamber; “Hiçbir baba çocuğuna
güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta
bulunmamıştır”; “Çocuklarınıza ikram
ediniz ve onları terbiye ediniz”
demektedir. Bu sözler çocuklarla ilgili
önceliklerimize işaret etmek etmektedir.
Yıllar önce bir dergide ibretlerle dolu
bir yaşam öyküsü okumuştum.
Hatırlayabildiğim kadarıyla nakledeyim:
Oldukça varlıklı Amerikalı bir anne-baba
iki çocuğunu da ülkelerinin en iyi
okullarında okuturlar, bu konuda hiç bir
masraftan kaçınmazlar. Çocuklar mezun
olup hayata atılınca hatırı sayılır
miktardaki mal varlıklarını bir eğitim
kurumunun vakfına bağışlarlar.
Çevresindekiler neden çocuklarına bir
şey bırakmadıklarını sorduklarında şu
cevabı verirler: “Biz onları Amerikanın
en iyi okullarında okuttuk, hayata en
güzel bir şekilde hazırladık. Onlara
kazandıklarımızı bırakacak olursak bunun
rahatlığıyla toplum için üretimde
bulunmayı terk veya ihmal edebilirler.
Bu da bizi rahatsız eder”. Ne kadar
gelişkin bir davranış biçimi değil mi?
Bu öykü bizim ait olduğumuz irfan
dünyasına ait olmasa da insanlığın ortak
muhayyilesine hitap ettiği kesin.
Kim istemez çocukları için huzurlu bir
hayatı! Hepimizin asıl özlemi bu değil
mi? O halde çocuklarımızın mutlu
yarınlarını düşünüyorsak Amerikalı
çiftin örneğine iyi bakmalıyız. Hızla
değişen dünyada ileride işlerine ne
kadar yarayacağını kestiremeyeceğimiz
mal mülkten önce, onlara her zaman
değerini muhafaza edecek iyi bir eğitim
kazandırmanın yollarını aramalıyız.
Maddi varlık da önemlidir, ama her şey
demek değildir. Kişinin hayata bakışı
madde ve mana dengelerine uygun olarak
şekillenmedikçe, maddi varlığın yerli
yerince kullanılması ve gerçek anlamda
fayda getirmesi mümkün olmaz.
Baktığımızda bu söylediklerinmizi teyit
eden yüzlerce örneği yakın çevremizde
görebiliriz.
İngiltere’deki Türk varlığı olarak
çocuklarımızın eğitimi konusunda iyi bir
durumda olduğumuzu söyleyemeyiz.
İngiltere eğitim sisteminde yabancılara
yönelik bir ayırım göze çarpmamaktadır.
Yabancıların çocukları İngiliz çocukları
ile eşit koşullarda öğrenim görme
imkanına sahip bulunmaktadır.
Bu çok büyük bir fırsattır ama bunu
yeterince değerlendiremediğimiz
anlaşılmaktadır. İstatistikler, Türk
çocuklarının üniversiteye gitme oranının
mevcut azınlıkların içinde çok düşük
oranlarda kaldığını göstermektedir. Bu
üzücü ve düşündürücüdür. İlk emri oku
ile başlayan bir kitap medeniyetinin
mensupları olarak bizler bu durumlara mı
düşmeliydik. Silkinmemiz ve biran önce
gafletten uyanmamız lazım.
Yılların eğitimcisi Kelami Dedezade
çocuklarınızın eğitimine önem verin diye
adeta haykırıyor. Bu sese hep birlikte
kulak verelim. Çocuklarımıza bilgi
bakımından yardımcı olamıyorsak, ders
çalışırlarken yanlarında bulunalım,
onlara dua edelim. Böylelikle pozitif
enerjimizi onlara aktaralım. Bu
seviyedeki bir ilgi bile onların
başarısına çok şeyler katacaktır.
Çocuklarımıza yatırım fazlasıyla bize
geri dönecektir. |